Dünyayı şiirle yeniden kuran bir şair: Gülten Akın

Haden Öz


“Ben yaşadığını yazmaya çalışan bir ozanım. Yaşam benim için hep büyülü, giz dolu, harikulade olagelmiştir. Hep şaşkınlık içinde kalmışımdır.

Düşlerle, imgelerle beslenen, aşk dolu bir yapım var. Hep coşku içinde oldum. Coşkumu, şiir yazmadığım zamanlar dünyaya aktaramadığım için hep çarpıntılı bir yürekle yaşadım.”

Şiiri Düzde Kuşatmak adlı kitabında yer alan İnce Şeyleri Anlamak yazısında böyle diyor Gülten Akın. Bu alıntıdan hareketle Gülten Akın’ın şiirlerini okurken içine düştüğüm duygu deryasını düşündüm. Tam olarak şöyle diyebilirim: Büyülü, giz dolu, harikulade, şaşkınlık içinde bırakan, düşlerle, imgelerle beslenen, aşk dolu bir şiiri var ve hep coşku içinde.

Gülten Akın’ı hafızam beni yanıltmıyorsa Grup Yorum’un seslendirdiği Büyü şiiriyle tanıdım. Şiiri bir bütün olarak sevsem de bazı dizelerini anlamakta güçlük çekmiştim. Sonra şiirlerini okudukça gözümüzün önünde olup da görmediklerimizi incelikli bir duyarlılıkla dizelerine taşıdığını ve bunu yalın bir dille nasıl da başardığını görünce hayranlığım arttı. Ama bu yazı şaire bir övgü yazısı değil. Bütün şiirlerini baştan sona okumaya başladığımda kitaplara, şiirlere, sayfalara küçük küçük notlar aldım ve bu notlardan hareketle bu yazı ortaya çıktı.

Burada şairin Yapı Kredi Yayınlarından çıkan toplu şiirlerinin birinci cildine dair, Kırmızı Karanfil (1956-1971), bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Bu ciltte Gülten Akın’ın ilk dört şiir kitabı yer alıyor: Rüzgar Saati, Kestim Kara Saçlarımı, Sığda, Kırmızı Karanfil.

Rüzgar Saati

1.baskısı 1956’da Varlık Yayınları’ndan çıkmış. Şiirler 1952, 53, 54, 55 yıllarında yazılmış. Gülten Akın 1933 doğumlu, yani bu şiirler 19, 20, 21, 22 yaş şiirleri. Daha ilk kitabında ustaca bir dille okurun karşısına çıkmış Gülten Akın. Okudukça beni mest eden, düşündüren, insana, doğaya, yaşama hallerine dair şiirler var. Hani insan bir yazarın ve şairin ilk kitabını okuyup da sonraki kitabını sabırsızlıkla bekler ya, işte öyle bir his bırakıyor okurda.

Yitikler Gecesi, Rüzgar Saati, Kör Aynadan İnce Kıza, Deli Kızın Tüküsü (I,II,III), Havada Hoş Bir Aydınlık, Bu Şiir Öğretmen Nevin’e, Uzun Yağmurlardan Sonra, Çağrı, Yağmurlu şiirleri çok sevdiğim şiirler. Neredeyse kitabın her şiirinde en az iki üç dize bir okur olarak bana hitap etti. Altını çizdim, not düştüm, durup düşündüm üzerine. Şiirlerde bir nakarat gibi tekrarlar mevcut. Bazen tek, bazen iki, bazen üç ve bazen de dört dize tekrar ediyor. Bu tekrarlar şiirleri okurken güzel bir tat bırakıyor, ayrı bir hava katıyor bence.

Bu kitabın bence en güzel şiiri, okudukça insanı mest eden, tekrar tekrar okutan, bende yağmur sonrası toprak kokusu etkisi bırakan Deli Kızın Türküsü. Üç şiir şeklinde yazmış Gültek Akın. 22 yaşındayken. Buraya üçüncüsünü bırakayım.

DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ

III

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam

Elimi uzatsam tutsam götürsem

Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak

Anlasan

Elimi uzatsam tutamasam

Olanca sevgimi yalnızlığımı

Düşünsem hayır düşünmesem

Senin hiç haberin olmasa

Senin hiç haberin olmaz ki

Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır

Bulutlar uçuşur geceleyin

Ben yağmura deli buluta deli

Bir büyük oyun yaşamak dediğin

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa

Böcekler gibi başlamalı yeniden

Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta

Yan garipliğine yürek yan

Gitti giden

Kestim Kara Saçlarımı

İkinci kitabı. 1960’da basılmış, ilk kitabından 4 yıl sonra. Şiir dilini, üslubunu bulmuş. Evren gibi bir şiir kurmuş Gülten Akın, diyebilirim. Şiirlerinde kadınlar, çocuklar, erkekler, hayvanlar, hava, su, ateş, toprak, aşk, ölüm, yalnızlık; kısacası yaşama dair olan ne varsa kendine yer buluyor. Şiirler oldukça yalın bir dille yazılmış. Elbette yalınlık şiirlerin derinliğinden bir şeyler götürmüyor. Üslup denemeleri bu kitabında da devam ediyor. İçim kıpır kıpır okuduğum şiirler, dizeler çoook… Şiirlerin bazılarında ilk kitapta da karşılaştığımız tekrarlar var. Genellikle ilk ve son dizeler bazen birebir aynı, bazen ufak tefek değişikliklerle tekrar ediyor. Bazen bir dize birden fazla tekrar ediyor belli aralıklarla, ard arda kelime tekrarları da var. Bence bu, şiire güzel bir okuma katıyor. İki nefes arası yolculuk gibi. Kendine dönen şiir mi desem, döngüsel şiir mi?

Bu kitapta beni sarsan şiirler: Kestim Kara Saçlarımı, Koçaklama, O Elindekini, Eski Karanfil, Başka Yaşama, Eksik Yapı (Bu şiir başlıbaşına bir yazı konusu olabilir.)

, Dağ Havası, Oyun, Aşk, Kurt, Güvercinli Kadın, Selim’in Ayağı, Biri Kötü mü.

Kitaba adını veren Kestim Kara Saçlarımı şiiri enfes ama ben buraya bir başka enfes şiirini bırakayım.

BAŞKA YAŞAMA

Durdu rüzgârda sallanması

Durdu damarlarınızda kan

Çektiler karanlığa varlığınızı

İttiler aydınlık aşktan

Sizi sevdiğiniz havalara götürdüm

Bir yanınızı buldum usulca dokundum

Eğilip söyledim ben size, söyledim

Böyle bırakmayın kendinizi

Kaçtıkça kendinizden kendinizden

Dışarıya adandıkça

Çoğaldı güçsüzlüğünüz

Tutmadı kıskançlık sokaklardaki

Odalarda sevgi tutmadı

Yoksul ölümlere öldünüz

Ağaçtan maviden denizden uçar

Kendinden uçamaz kuş

Tutunmak ne yeryüzüne aşka

Ölümden korkmak ne

Başka yaşamalar var ucunda

Daha bir aydınlık bir kurtulmuş

Durdu rüzgârda sallanması

Durdu damarlarınızda kan

Çektiler karanlığa varlığınızı

İttiler aydınlık aşktan

Sığda

1964’te TDK Şiir Ödülünü almış. Aynı yıl kendisi yayınlamış Gültek Akın. Bu not ilginç aslında. Çünkü bu 3. Kitabı. Yayıncı mı bulamadı yoksa kendisi mi bunu tercih etti, bilemiyorum. Eğer yayıncı bulamadıysa şiir yayımlama konusunda o günden bugüne değişen pek bir şey yok demek ki.

Kitap önceki iki kitaptan izler taşıyor, dil ve üslup açısından. Yinelemeler; bazen tek dize, bazen iki, bazen üç dize tekrar ediyor, bazen de bir dizedeki kelime ard arda iki, üç defa tekrar ediyor. Bu tarz, daha önce de yazdığım gibi, şiiri okurken ayrı bir hava katıyor. Bu kitaptaki şiirler de içinde bir evreni barındırıyor: ölüm, yaşam, çocuklar, kadınlar, tanrı, atlar, duvar, asker, kaçak, aşk, ayrılık, sorgulamalar, vs. İnsana, daha doğrusu doğaya dair ne varsa Gülten Akın’ın şiirine girebilir hissi veriyor şiirler.

Altını çokça çizdiğim şiirler oldu. Okuyunca insanda nadiren “bunu anlamadım, burada ne demek istiyor” hissi bırakıyor. Kanımca bunun nedeni Gülten Akın’ın şiirlerinde yalın bir dili oluşturması ve okuru duygular okyanusuna çekmesi. Elbette düşünceden yoksun değil bu şiirler. Dönüp dönüp okunası şiirler velhasılıkelam.

Bu kitapta bir bütün olarak beni içine çeken şiirler: Sığda, Üşümekten Değil Korku, Ayıklama, Bir Kayığa Biner Geceleri, Yağmur Yağmur, Küsen At, Her Şey Ölümün, Duvarda (III-IV), Kim Neyi.

Buraya, okuyunca tarifsiz bir coşkuyla dolup taştığım Yağmur Yağmur şiirini bırakayım.

YAĞMUR YAĞMUR

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?

Bunca siste bunca ıslak serçe

Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?

Son yaz derlenmiş, son ateş sönmüş

Düz yollara inen son kaçkın, son eşkıya

Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

Yağmur, yağmur… Bu neyi anlatır?

Oyun biter, o kesin güz çizgileri

Sevgi, bir de ölümle örselenmiş

Aklı bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

Kırmızı Karanfil

Gülten Akın’ın 4. Şiir kitabı. 1971 yılında basılmış. Bu kitapta şiirlere içkin olan öyküler var. Her şiir bir öykü olarak da okunabilir. Devrim, sınıf, baş kaldırı, doğa, sevda, kadınlar, çocuklar, erkekler, atlar, kuşlar, denizler, mevsimler, hayat olduğu gibi bazen ve bazen de olması gerektiği gibi var. Şiirin dönüştürme gücüne inanıyor şairimiz, bu belli. Acaba Gülten Akın şiiri devrimci bir şiirdir, desem abartmış mı olurum. Sanmam. Devrimci derken hem edebi anlamda devrimci hem de toplumsal anlamda.

Güz şiirini o kadar sevdim ki içimi kıpır kıpır eden bir şiir oldu. Yalın, ayrıksı, hoş sedalı ve anlatılamaz. İçimdeki okuma hazzı kabarıp kabarıp durdu. Şiiri okuyup bitirince bir sevinç çığlığı atacaktım neredeyse. Ama o şiiri buraya bırakmam sevgili okur, ara bul, ödevin olsun bu J

Bu şiir dışında Kış, İlkyaz, Yaz, Kar Kar, Akıl İçin Yergi, Çember, Sürgüne, Pas, Kadın Olanın Türküsü, Oğlanın Türküsü, Küçük Kızın Türküsü, Atın Türküsü şiirleri döne döne okuduğum ve okuyacağım şiirler.

KÜÇÜK KIZIN TÜRKÜSÜ

Küçük, küçücük bir kızken

Unutacak mısın yüreğim

Bir kurdele bir pabuç yüzünden

Unutacak mısın yüreğim

Şimdi de onulmaz korkundur
Evde ekmeğin tükenmesi

Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler

Unutacak mısın yüreğim

Başın dönerdi sabahları

Her atılan bomba bir parça

Yiyecek alır giderdi

İkinci Dünya Savaşı sırtından geçti

Unutacam mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular

Büyük oldu adları

Kara binitleri sırtından geçti

Unutacak mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular

Büyük oldu adları

Kara binitleri sırtından geçti

Unutacak mısın yüreğim

Şimdi çocukları doyurup giydirdikçe

Parklara, çarşılara götürdüğünde

Kendini, kendi çocukluğunu

Unutacak mısın yüreğim

Dünya uçurtmayla balonken

Kırmızı ve mavi tayfın bütün renkleri

Sana zehir zindan edenleri

Bağışlayacak mısın

Sen, senin adına bağışlayabilirsin

O zaman

Ottan ve açlıktan ve bilcümle haşereden

Cümle dertten hastalıktan

Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar

Duyuyor musun yüreğim

Unutma sakın unutma

Bağışlama sakın

Sakın düşmanını sevme, sakın susma

Bekle büyük kavgayı bekle

Anlıyor musun yüreğim.

Enver Topaloğlu, Modern Türkçe şiirin seslileri – 9 adlı yazısında Gülten Akın şiirine dair şöyle diyor, katılmamak elde değil:

“Gülten Akın şiiri kışkırtıcı bir şiirdir. Duyguyu, düşünceyi, duyarlılığı yansıtmakla yetinmez. Okuyanı kışkırtır. Yaşamaya, umuda, sevince kışkırtır. Sakinleştirici, yatıştırıcı olmaktan çok kışkırtıcı, sorgulayıcı imler bırakır okuyanda. Düzene, verili olana karşı mesafe kurmaya, bakış açısını değiştirmeye, sorgulamaya, eleştirmeye kışkırtır.”

Şairin kendi sözleriyle yazıya başladım ve yine aynı yazısından şu satırlarla bitireyim yazıyı:

“Şiir, dizelere sıkıştırılmış bir nükleer enerji. Şiir, parçalanacak, patlayacak olan şey. İşte düzeni, egemenleri korkutan şey. Şiir hem haz, hem derinlik, hem sonsuz bir bağımsızlık, bağsızlık, hem çok ince bir denge, iç düzen. Sabır ve coşku.

Şiirsiz bir dünya düşünemiyorum. Bu herkes için.”