Yeniden Doğuş

Furuğ FerruhzadÇeviren:Haşim Hüsrevşahi


İbrahim Golestan’a


tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek

ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım

yaşam belki
her gün filesiyle bir kadının geçtiği uzun bir caddedir,
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki
bir adamın daldan kendini astığı bir urgandır,

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir
sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişidir
şapkasını kaldırarak
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle
“günaydın” diyen birinin…

yaşam belki de
benim bakışımın, senin buğulu gözlerinde kendini
paramparça yıktığı o tıkalı andır
ve bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim
bir duyumsama var.

yalnızlık boyutlarındaki bir odada
aşk boyutlarındaki yüreğim
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,
saksılardaki çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemizde diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini…

ah…
budur benim payıma düşen
budur benim payıma düşen
benim payıma düşen
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere
çürüyüşte ve gurbette

benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü
gezintidir.
ve “ellerini seviyorum” diyen sesin hüznünde ölmektir

ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda

yumurtlayacaklar
küpeler takıyorum kulaklarıma
ikiz iki kızıl kirazdan
ve tırnaklarımı yıldız taç yaprağıyla süslüyorum
bir sokak var orada
bana aşık olan oğlanlar
hâlâ
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar;
bir gece
rüzgârın alıp götürdüğü.
bir sokak var yüreğim
benim çocukluğumun mahallesinden çalmıştır

zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir imgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen…

ve böylecedir
birisi ölür
ve birisi kalır…

hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.
ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşıyor
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalıyor
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan…

NOT: Bu şiiri poetopya ile paylaşan totem yayınlarına teşekkür ederiz.