sana gümüş seslendim

veysi erdoğan

farz edelim karanfil bir kelimedir
aşk, kendinden öte bir kimsedir farz edelim
ben içinin rengini giyinen adamım bu kesin
gözleriyle gül koklayan bir zamandan gelmeyim
kelimelerin kanatları sana açılır bir vakitte
kâğıdın sonsuz hürmetiyle elbet
sen benim gövdemden geçen bir ırmak
ellerin ırmağa dağılmış bir kiraz gölgesi
ya bir zambak ya bir zümrüt ya zaferan
ya da kulağına fısıldadığım su için bir gazel geleyim
ağzına döktüğüm harfler uğruna
ben belki biraz dünya sanki biraz değilim

sana indim: göğsündeki güvercinler içime uçtular 

farz edelim ellerin sabaha varmak içindir
gözlerin tuzun hikâyesini anlatır
rüzgâra sesini vermek için gelmişsin dünyaya
güzelsin güzelliğin bir denizi çağırır
sanki bir yaprak belki bir kuyu bazen bir alev
farz edelim dilimde su açmış bir fesleğensin
ben vaktinden önce gelmiş bir gölgeyim
veyahut sana bakmaktan susmuş bir eksik
bir söz eskisiyim seni okuduğum aynada
bana geldiğin bu yerin perdesini sen diktin
akşamın getirdiği bir cümlesin sen bana
zamanı ördüğüm bu kumaş ikimizedir

sana baktım: alnındaki atlar içime eğildiler 

farz edelim bir taşa tarih düşürmek gibisin
mananın göğüne düşmüş dile gelmişsin
avucumda dönen kelimeler yüzünü taşımış bana
sevmek iklimindesin ellerinin toprağında ben varım
sana sonsuz eğilmiş bir ırmağa bakmaktan geldim
söz biledim: bu nakış kalbinin tuğrasıdır
bu karanfil gül desenli bir leylaktır
velakin gözümü gözüne sürdüğüm o gün
içimin suyu sana tamam bir zamandır
seni bende bir ömür kal sesinde bir masal
seni bende sus adıyla alnımın gölgesi
sana gümüş seslendim mercan üfledim ve inci

sana vardım: dilindeki sular içime döküldüler

* Bu şiir şairin Kendimden Biri Değilim kitabından.