Ateşin Zilleri

Hüseyin Peker

sevgili dostum
altıgenlerden oluşan bir savaşın içinden yazıyorum
içinden yerel ağızla boşuna boşuna diyen
evet kendimi unuttum, ortaklaşa unuttuk
sizin de boynunuz kıldan ince, şu yaban arısı işler
ağzımda çile odası, gerilmiş korseler karnımda
beni bir kıyıya ittiniz, silahım hayat bilgisi, içim bir travma
pembenin tonları içinde yaşıyorum
pembenin tonları: kat kat kalp kokusu, çok renkli bir patlama!

gezmiştim bir kamyonet sırtında, eyüp-kemerburgaz arası
şiir yorgunu bir gençlik, yazıyor bitiyordum
kalmadı çadırda kimse, hepsi kapsül otellerde dostların
penceresinde biriktim, olmadı; etkiyi değiştirdim, saymadılar
iyisi mi saldıralım, birikmiş dost profillerine
diyelim ki sevin bizi, kim kaldı ki ellerimize yansıyan
avcumuzdan büyük payını almış, her şeyin sonu tansiyon!

gezmiştim Zonguldak’ta bir yokuşu, altından kömür geçen
en altında çilek ezilen, bulanık bir kumsaldı yaşamım
o günler, hiçbir şey dokunmazdı, kandırmayalım
amasra kalesine taş olmuştuk, hani o savaştan kalan
büyük payımızı almıştık tarihten; yamaçlardan, herkesten
 
sevgili dostum, saçına iki bukleyi koyduğum
kerpetenle dize çektiğim, şiirlerimi kaplan pençeli bulan
cephede birlikteyiz, istemeden beyaz saçlı
sizi bırakmam bir daha, bu kıskacın içinde
ilk sıkışan biz olmayalım, yanan ateşin zillerinde