Şairlerle kısa kısa:Neslihan Yalman

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

‘‘siz onu yazıyor sanırsınız

oysa, ben volkandan taşanları üfleyerek küller’’

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

Reel düzlemde, çocukken de şiirler yazıyordum. Daha sonraki süreçlerde, okul yıllarında da defterler tutmaya devam ettim. Okul gazetelerinde şiirler yazdım. Fakat, ilk dergi deneyimi derseniz, sanırım 2000’lerde Varlık dergisinde bir şiirim yer almıştı.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

İlk şiirim Varlık dergisinde yayımlanmıştı. Küçük İskender’in genç şairlerle ilgili köşesinde yer aldı. Esir Soylu Aida adlı bir şiirdi diye anımsıyorum. Tabii ki, İskender’in çoğu şaire yaptığı sert göndermelere istinaden, ben de şiirim hakkında uzun ve keskin bir gönderme yapacak zannetmiştim. Ama, ‘‘Yolun açık olsun Neslihan’’ gibi sade ve olumlu bir ifade kullanmıştı. Bu durum hoşuma gitmişti.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Çok fazla şiir yazdığım için, aklıma bir anda hepsi gelmiyor ama; özellikle ‘‘Am’a’erkil’’ eserimi önemli buluyorum. O şiir benim manifestom niteliğinde… Kadınların ülkemizdeki ve dünyadaki konumlarına dikkat çekmek adına ve geleceğin üretiminde onların da etkilerinin bulunacağı inancıyla, bu şiiri öne çıkararak seçebilirdim. Bilimkurgu eserlerinde de görüldüğü üzere, birçok ana ya da anti karakter, birçok android, birçok saybörg vb. özelikle kadınlar üstünden değerlendiriliyor. Şiiri de buradan genişletmek lazım diye düşünüyorum.

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

Yaşayan bir şair mi olacak, ölmüş bir şair mi; yerli bir şair mi olacak, yoksa yabancı mı, ama eğer bir şairin bana bir şiir yazmasını isteseydim, sanırım bu ya İsmet Özel olurdu ya da Allen Ginsberg olurdu.

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

İkisi de gereğinden fazla heyecanlandırmıyor; ikisini de oluş’un parçaları şeklinde görüyorum. Eskiden olsa, bir şiir için dünyayı yakabilirdim. Hatta, bir gün bir şiir okurken, tutkuyla inci kolyemi kopardığımı bile anımsıyorum. Lakin, işin içine girdiğinizde, artık olgunluk evresine de geçiş yapıyorsunuz. Bazen size heyecan veren bir şey süreğenliğin bir parçası haline gelebiliyor. Eskisi gibi etkisini hissettirse de, sizin de onun üstünde hakimiyet kurmaya başlamanız, bir çeşit otokontrolü sağlıyor. Bana kalsa şiir yazmak ister miydim; bir taraftan da istemezdim diye düşünüyorum. Çünkü, şiir taşıması zor bir aidiyet… Gerçeklikle uyumsuz hale geliyorsunuz. Yine de, sevdiğim, tutkuyla sarıldığım bir sanatsal tür tabii… İnsanın ne okursa okusun, ne gözlemlerse gözlemlesin, ne tecrübe ederse etsin kendi sözünü dışavurması her zaman benim için biraz daha kıymetlidir.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan bir dize var mı?

Sylvia Plath’in Babacığım adlı şiiri bana oldukça ilginç gelmiştir. ‘‘Baba, babacığım, alçak herif, seninle işim bitti’’ dizesinin de yer aldığı eserde şu dize beni oldukça çarpmış ve düşündürmüştür:

‘‘her kadının gönlünde bir faşist yatar.’’

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Düşünülebileceğini düşünmüyorum. Hele ki, internetin her şeyi, herkesi görünür kıldığı yerde, şair ve şiiri arasında direkt bir ilişki vardır. Bunun normal olduğu kanısındayım. Zaten, genellikle dünyanın en etkili şairleri yaşamlarıyla üretimleri arasındaki bağın şeffaflığı sayesinde çarpıcılık elde etmişlerdir.

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarırsak, sanırım sembolik anlatıyı, duyguların transfer edildiği boyutu da çıkarırız ki; dünya zaten renksiz ve düzken, daha da düz, dümdüz hale gelir.

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Hatırlamıyorum. Yazdıysam da, benim bir parçamdır; keşke, yazmasaydım dediğim bir parçam olacaktır sanırım.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Yüzyıl sonra insanlığın bulunduğu yerde, aynı kodlarla kalabileceği kanısında değilim. Bu anlamda, yüz yıl sonra sözcüklerin azaldığı, görsel hafızanın dönüştüğü, yapay duyguların reel duyguların yerini aldığı, androidlerin etrafı kapladığı bir noktaya evrileceğimizi düşünüyorum. Dünyada bulunmaklık bile kalmayabilir. Bugün Mars’ta kolonileşme çalışmaları yapılıyor. O yönde, artık robotik sistemin, yazılım sisteminin şiire de etki edeceğini, gelecekte insan eli değse bile, robotların şiir yazacaklarını düşünüyorum.

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Şiir her türlü süreçte yanımda oldu. Gezi Direnişi’ni şiirle göğüsledim, dünyanın distopik bir cehenneme dönüşmesini şiirle algıladım. Dolayısıyla, pandemi sürecinde de şiir benim hakikatim olmayı sürdürdü. Bu yönde, birçok yazı ve şiir de yazdım. Yaşadığım ve geçtiğim her sürecin, her tecrübenin şiirlerime de sirayet ettiğini fark ediyorum.