Şairlerle kısa kısa: Hüseyin Peker

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

“kelimeleri bıçak diye kullandığımı söyledi ata şairler”

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

İlk şiirim 1975 yılında İstanbul’da çıkan Soyut dergisinde yayımlanan Çukur isimli şiirimdi.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Tek şiirle sınırlayamam ama Kargalı Kale, Dünyayı Kirletmeyin, Kama, Bezgin Atlasvb. şiirlerimin ilerde anılmasını beklerim veya isterim.

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

Cemal Süreya, Ece Ayhan, Haydar Ergülen nasıl anlatırdı beni, merak ederim?

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

Şiir okumanın ve yazmanın mantığı, işleyişi ayrı nedenlere dayalı. Tek ortak noktaları: İkisinin de duyarak yapılmış olmaları. Duymak için de kalp karışıyor işe. Kalbin tiktokları karar versin buna. Hangisi daha az yıpratıcı değilse, oradayım.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan bir dize var mı?

Hayat yolumun yarısında

Kendimi karanlık bir ormanın ortasında buldum” (Dante,İlahi Komedya’dan).

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Şair ve şiir kardeş işte… İç içe ayrılmaz bütünler. Bence münferid olarak da dizeler uçuşabilir dünyada. Varsın şairi yanında olmasın. Hatta bazıları slogana dönüşebilir aramızda. Örneğin benim İnsan Arkadaşınındır’ dizem benim olmaktan çıktı. Hepimizin oldu. Ne iyi!

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

Nihat Behram’dan dinlemiştim. Vietnam’da savaşı yöneten şiirler ve dizelermiş daha çok. İnsanlar o dizeler eşliğinde buluşuyorlarmış. Savaş böylece ilerlemiş gitmiş, yön bulmuş. Diyeceğim şiir olmasa dünyada bahar olmazdı. Şiir bizim yeşilliğimiz, aydınlığımızdır. Onsuz olmaz. Şiirle aşkın da bir ilgisi var bence.

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Hem yazdıklarınızdan, hem yazılan şiirlerden alanımıza girmeyen, sonradan sevmediğimiz, benimsemediğimiz çalışmalar vardır, olmuştur. Niye olmasın? Onları es geçeriz sonradan. Bu da doğrudur.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Ben Dante’nin İlahi Komedya‘sını, Homeros’un Odysseus, İlyada‘sını hâlâ okuyanlardanım. Shakespeare de öyle. Var daha öteleri. Birkaç yüzyıl daha okunan şiirler olacak. Mesela insanlık tarihimiz bence Cemal Süreya’yı uzun süreler tekrarlayacak

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Bence pandemi şair’e verimli bir kasvet ve hüzün yaşattı. Güzel ürünler çıktı ortaya. Bu hastalık sıyrılıp gidince bunlardan ne kadarı kalır, onu bilemem. Güncel tadı olan şiirler bir noktada. Eskitebilirler mi kendini? Ama pandemi sürmesini beklemediğimiz ve istemediğimiz halde büyük yaralar ve izler bıraktı kalbimizde. Yara aldık diyebilirim.