Şairlerle kısa kısa: Hayri K. Yetik

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

An ki fıskiyesi sonsuzluğun.” Cemal Süreya

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

Sanırım altı yaşındaydım, gezip gördüğüm yerleri bir ezgi eşliğinde kimi zaman kendi kendime, kimi zaman büyüklere türkü gibi anlatırdım.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

Lisemizin duvar dergisindekini anımsamıyorum ama, ülkesel basında ilk şiirim 1982’de yayımlandı. Tabii ki çok gururlanmıştım.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Amytis Kederi adlı kitabımdan “08.05.1996” tarihli şiirim:

düşlerden dilini çıkarıp hayta hayatlara

büyüsem diyorum büyüsem dağlarca

gömse tarihi

çocukluğumun muzip düşleri

kapansa uçurumu çığlıkların…

bir çalımı çepo sokağı bir çalımı şiir

herkes geri dönse çocukluğuna

olsa ülkem bir çocuk cumhuriyeti

çıksa biri şaka olduğunu söylese

yaşananların düş gibi bir şaka

bir çalımı yeşil maviye dönüşsek biz de

nuh efsanesine dönse ben amytis sılaya

herkes geri dönse çocukluğuna

sevgilerimizi yastık edip derin uykular gibi yaşasak

büyüsem diyorum çok büyüsem sözlüğümce

yeşil büyüse pembe sular büyüse çocukluklar

büyü-sel olsa ülkem…

bir çocukluk edip

yanlış yaşadığımız

hayatı sil baştan doğru yaşasak

doğru yazılsa bu öykü

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

Furuğ Ferruhzad’ın.

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

Buna –izninizle- şiir seslendirmesi diyelim. Üniversite yıllarında, sonrasında, yetmişlerde, hatta doksanlarda bile şiir seslendirmeyi severdim. Sonraları bunun retoriksel bir tarz olduğunu, şiirinse poetik dolayısıyla felsefi göndermeler içerdiğini düşünmeye başladım. Dolayısıyla sessizce, şairine teşekkür gibi dura düşüne, hayretimi ve takdirimi her dizede dile getirerek okuyorum şimdilerde. Şiir yazmaya gelince, özellikle ilham anları varlığın bir başka boyutuna ermiş gibi yaşaya-yazarım. Güzel bir sarhoşluk hâlidir, severim bu hâli.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan bir dize var mı?

Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…”
Ahmed Arif

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Evet. Bazen, yazarın ölümünü ilan eden postmodernleri haklı çıkaracak biçimde çok daha iyi olabilir. Ama bazen şairin trajedisiyle birlikte daha dokunaklı olabilir; “Rimbaud’un şiiri Rimbaud’dur” yahut “şairin hayatı şiirine dahil” dendiği gibi…

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

Hayvan kalır (Ya da robotik human).

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Çok.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Yüzyıl sonrasına “insan : beşer” kalırsa evet. Sözgelimi Homeros, Nazım, Hafız, Aragon…

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Olmaz olur mu? Ama sığınak, mevzi mi demeli buna, holografik bir memleket mi? Çocukluğum gibi bir cennet mi?

  • Fotoğraf: Çerkes Karadağ