Üç Gün, Üç Gece

Mehmet Sezgin Sarı

memleketim diyorsun cebinde 15 numara koltuğa
balkondaki deniz aksini
ilkin cam kenarından başlıyorsun unutmaya
üç gün, üç gece, üç yarım kalmışlıkla
topraktan ağaca
soyadından bir eksik
meftun bir eyleme yapışıyor köklerin

çiçeği unutulmuş mezar ziyaretlerini
doğurganlığını yitirmiş kalbini
bir çığlık kalabalığıyla büyütüyor toprak
kime dokunsan ince bir
bıçak yarası yerleşiyor eline
uluyan, geceyi kesen, sabahı buğulayan
havayı arşınlıyor çiy, tozunu yıpratmış yol
yamalı bir güne düşüyor

ağzını yıkayıp söylüyorsun her türküyü
her türkü biraz dahadır, biraz koyu
affetme yaşı geçmiş gibi itiyor taşı kaldırım
kırgın saatlere kan verirken
damarlarından

nereye bağlasan bu yavan ayağı
üç gün, üç gece, üç yarım kalmışlık
yapışıyor boğazına
sığırcık ölüsü kuyulara döktüğün adak
havayı mermiye çalan rüzgâr
ağlamaktan didelerim kan oldu*

yarım bırakılmış sayfalarında
yoruluyorsun geçmişin metinlerarası açlığını duymaktan
iğdesiz yaşanmamış bu küflü bahçede
ellerin çocukluğun yitirdiğini arıyor
çiçekten kesilmiş bir bal arısı gibi yapışıyorsun gitmelere
dönenlerin merhametine inanıyorsun
orada güneşi bıraktığına
burada akşam olduğuna

*Ozan Veysel Çakmak’a ait bir türküden.