Şairlerle kısa kısa: Hatice Hamarat

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

Bana göğü uçlarından tutup

Bir çarşaf gibi üzerimize seren Tanrı’yı anlat

Ve kuşları…

Bana o bilinmez yoldaki şiiri oku

Ve kayboluşları…

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

İlk şiirimi ilkokuldayken yazdığımı hatırlıyorum. Benim için mutlu ve doyurucu bir deneyimdi.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

Yayımlanan ilk şiirim okul gazetesinde yayımlanmıştı, ortaokulun ilk yılıydı diye hatırlıyorum. O dönemdeki hislerimi tanımlamak güç. Duyarlı ve gözlemci bir çocuk olduğumdan belki de bunları kaleme döktüğümde ruhumda tamamlanmış bir taraf sezinlerdim. Bunca zaman sonra da pek bir şey değişmedi diyebilirim. Kesinlikle güzel bir duygu, üretmek ve paylaşabilmiş olmak.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Son kitabımdaki Hüzzam’ın Sahnesi şiirimin gelecek nesillere kalmasını isterim. Çünkü günümüz tüketim, duygusal sanırım ve baskı düzeninde insana yalnızca yorgunluk, ötekileşmiş olmak kalıyor. Bu şiir ötekileştirilen, duvarın ardına itilen, maddi gücü olanlarla olmayanlar arasına yaşam sınırları çizen sistemin eleştirisi benim için. Ve şiirin kahramanı Hüzzam bunlarla baş ederken yalnızlığı, kendini kabullenişi ve diğerleriyle arasına konulan çizgileri aşmayı çok iyi beceriyor diye düşünüyorum.

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

Edip Cansever, Turgut Uyar ve Arkadaş Zekai Özger’in yeri bende çok ayrıdır. Hepsinden bir şiir istesem açgözlülük yapmış olmam diye umuyorum.:)

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

Şiir bir yaşam biçimi. Onu yazmadan evvel tanımanız, büyütmeniz, içinizde boyutlandırmanız gerekiyor. O sebeple şiir okumadan şiire bulaşmak bence olanaksız. Her ikisi de beni heyecanlandıran, huzura erdiren eylemler.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan bir dize var mı?

Turgut Uyar’ın Geyikli Gece şiirinden bir satır. Hayatın tamamını sığdırmış usta bu dizelere.

Kimsesizdik ama umudumuz vardı

Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk.”

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Şiir şairden üretim aşamasında bağımsız düşünülemez, ancak üretilip okuyucuya sunulduğu andan itibaren artık okuyanındır. İhtiyaç duyduğu alanları sarıp sarmalar. İyileşmesi gereken yaraların üzerini örter ve yaşamda istediği yerde durur. Şiir bana kalırsa çoğu zaman şairin koyduğu yerde olmayacaktır. Yaşamın şiiri götürdüğü yerlere bakmak gerekir.

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

Tarihte ilk çağlardan günümüze değin gelişimini belki de sürekli hale getiren tek tür şiir gibi geliyor bana. Diğer tüm alanlar bir yerden sonra kendisini tekrarlasa da şiir bunu yapmıyor. Şiirde hep bir devinim söz konusu. Bunun sebebini saf duygu ile yol alması olarak görüyorum. Neticede insan değiştikçe duyguları da değişiyor ve şiir kendi alanının dışına çıkarak, orada bağımsız bir yaratım gücüne kendi kendine erişiyor.

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Her yazdığımın altına imzamı atarım. İyi ya da kötü hepsi benden çıkıp bana dönen ürünler. O sebeple bu konuda keşkelerim yok.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Yüz yıl sonra okunacak bir şiirim var diyen şair mutlaka yüz yıl sonrasını yaşamış şairdir. O sebeple bunu söylemek biraz ütopik. Zamanın içinde salınıp göreceğim.

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Pandemi döneminde sımsıkı tutunduğun iki şey vardı: Biri ailem, diğeri ise edebiyat. Çünkü biz tutunmaz isek şiirimiz de bizi bırakır. Bana yaşama gücü verdi. Mutlaka faydalıydı ve pek çok sorunla yalnız baş eden insan için her zaman yol gösterici.

Okuyuculara ve Poetopya ailesine sevgilerimi sunuyorum. Teşekkürler.