Şairlerle kısa kısa: Altay Ömer Erdoğan

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

iki üç şiirin elinden tutsam gökyüzü benim olurdu”

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

10 yaşlarındaydım. Küçüğüm adlı bir şiir yazmıştım ilkokulda. Sanırım bir yapı kurabilmenin verdiği güven duygusuyla kendimi anlatabilmiş olmanın dahası zamana imzamı eklemiş olmamın gururunu yaşamıştım.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

Küçüğüm adlı bu şiir İş Bankası’nın yayınladığı ve çocuklara ücretsiz olarak dağıttığı Kumbara adlı çocuk dergisinde yer aldı. Telif olarak da bir kumbara ile cüzî miktarda bir banka hesap cüzdanı göndermişlerdi. Ama gerçek anlamda ilk şiirlerim öğrenim gördüğüm lisenin adını taşıyan Darüşşafaka dergisinde yayımlanmıştı.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Sanırım Mızıka Çalan Çocuklar İçin İlk Yardım Bilgisi kitabımda yer alan Var Olma Eğilimi adlı şiirim olsun isterdim. Ya da “sıfatlarımı geç / zakkumdan say beni” dizelerimin. Bunları seçmemin amacı, varlığımızın bilgisine hiçlikte ulaşabilecek olma ihtimalimiz!

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

Hayatta olmayan şairlerden Emily Dickinson’ın Başka Bir Gökyüzü şiirini bana yazmış olmasını isterdim. Günümüz şairlerinden ise Rupi Kaur’un. “Kalbimin beni terk etmesini diledim” dizesini yazan bir şairin kendisine şiir yazmasını kim istemez ki?

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

Yazdığım şiiri okumak.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan birdize var mı?

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Her mihnet kabulüm, yeter ki / Gün eksilmesin penceremden!” dizeleri.

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Şiiri şairinden şairi şiirinden bağımsız düşünmek ne mümkün! Öznesi nesnesine nesnesi öznesine bu denli bağlı başka bir sanat dalı var mıdır? Öykü de öyle, roman da ama yaratıcı yazarın imzasını en belirgin attığı tür sanırım şiir. “Ağır ol Bay Düzyazı!” diyeceğiz burada.

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

Savaş, zulüm, kölelik tarihi, açlık, sefalet, yoksulluk, ilkellik ve hiç sona ermeyecekmiş hissi veren bir Orta Çağ karanlığı.

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Gençlik yıllarımda şiirin bir çoğaltma işlemi olduğunu düşünürdüm; kelime çoğaltma, imge çoğaltma, duyarlık çoğaltma, vs. Şimdilerde şiirin bir eksiltme işlemi olduğunu düşünmeye başladım; saf ve rafine bir şiirsel üretime yönelmek, insan türünün ilkelliğindeki kendine ve doğaya karşı bilincine geri dönerek bir şiirsel yapı kurabilmek… İnsan da şair de modern çağın eklediği süsten, simden soyutlanarak köklerine, yalınlığına dönebilmeli. “Keşke”, bir arınma yöntemidir. Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğim bir şiir yok ama keşke daha az sözcük ve daha az imgeyle anlatmış olsaydım diyorum.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Var tabii. Kehanet değil, toplumsal dinamiklerin seyrinden çıkarıyorum bunu. Örneğin akla ilk Didem Madak geliyor. Kaostan beslenen, ikonografik ögelerle şiir tasarlayan, çağın ritmini yükselterek şiirine taşıyanlar kalacak ve okunacak ileriki yıllarda. Lirik şairlerin ise tek şansları berceste mısra söylemeleri. Ahmet Güntan, Lale Müldür, küçük İskender, Birhan Keskin, Gonca Özmen, Şeref Bilsel ve böyle böyle uzar gider liste. Kendi olan kalacak ve okunacak. Taklidin şansı yok!

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Pandemi sürecinde zamanımın tümü evde geçti; evden çalıştım, kendime döndüm, biraz ilkelleştim, biraz içimde ukde kalan şeyleri hayata geçirmeye çalıştım. Kendi şiir dosyama da çalıştım bu süreçte, yayın yönetmenliğini üstlendiğim Pikaresk Yayınevi’nin şiir dosyalarına da. Kitaplığımda eksik olan Türkçe yazan şairlerin kitaplarını tamamladım bir yandan, bir yandan şiir kuramına daldım balıklama. Bu süreçte online şiir etkinliklerine katılarak Dünya’nın değişik ülkelerinden şairlerle tanışma fırsatım oldu. “Yaşasın şiir!” dedim hep pandemi sürecinde. Çünkü şiir yaşarsa insan da yaşar. Ölümlerin kapkara bir tablo oluşturduğu bu süreçte şiir bu karanlığa salladığımız fenerdir, ışıktır. Işığımıza sahip çıkalım…