Yakı

Hatice Hamarat

Çağıldayan bir şeyler vardı yüzünde
Yüzünde, kapalı kapıların ardındaki yalnızlıklar
Bıçkın düşüşler ve yorgun inanışlar

Tüm bunların ayak izlerini taşıyan bozkır bizden uzakta
Üzerimize eğilen yıldızların, bükük boyunlarına sarılıp
Zamanın hafızasından silinmiş anlar yaratıyorum
Tanrının unuttuğu, insanların hatırladıkları anlar
Sen dışında
Herkesin yaşadığı, inanıp köleleştirdiği
Kanamalı ve hummalı anlar…

Son kez dinlenen şarkıların
Bir hatıraya ait olması kanattı geleceği
Dağlanmış kesiklerinle dibine indiğin nar
Ve zirveye çıktığın ucube dileyişlerin, zamanın dışında bir hatıra
Kimin kimi sevdiğinin belli olmadığı yeryüzünde
İhanetin de muhakkak adı kalır diye
Yıkamışlardı bizi ölünce
Ben yanarsam kadın olamam derken
Yangının kendisi olmak
Ateşin nefesi olarak ölmek, bize aitti

Ruhumuzun kalan parçalarını zehirleyen
Karanlık bir günün ardından
Gün, elbet yüzümüze gülecek sevgilim
Çürümüş notalar, sidik kokulu sokaklar ve devşirilmiş yalnızlıklar
Yüreğimizden fazla yer kaplayamaz yeryüzünde
Ancak inançsızsın gülmelere
Bir ışık zihninden kurtuluyor
Çoktandır uykudaydın, çoktandır uyumsuz düşlerde
Yaralarına yakıyı bassınlar diye
Yamalarındaki ölüyü
Bundandır, başka bir ölü sevdi gömülünce

Sevdanın zırhı, sokaklara ve dipsiz evlere
Zaman, neşterden kılıçlara evrildi değil mi?
-Sigara kaldı mı?- gecelerinde yapayalnız
-Allah rahmet eylesin- günlerinde hep daha hiç
Sevişirken daha kindar değil miydin?
Gürültüden hallice bir sokak sesinin
İçine hapsolmuş gidiyorken
Aşığın zihninde unutulmuş
Maşuk’un ismiyle hatırlanmış olmak
Biraz da yalnızlığı taşıdı ecelimize
Kimin kimi sevdiğinin belli olmadığı yeryüzünde
İhanetin muhakkak adı kalır diye
Yıkamışlardı bizi ölünce
Yamalarımızdaki ölüyü
Başka bir ölü sevdi gömülünce…