Gıcırtılı Kapının Sakinleri


Deniz Mahabad

Törpüleyerek düzelttiğimiz bu yol küçük adımlarımız ve koca ellerimiz Evlerden yollara çırptığımız hayat bir yüzüne kapanır masumiyet bir yüzünde dağdan ovaya tırnaklayarak kurduğumuz kentler bir uyku halidir budanır rüyalar hem çerçeve tutmaz duvarlar çünkü ölülerimizi çarçabuk unutma telaşımız çünkü kuytularda, karanlıkta alelacele terli tenlerimizle etin bütün acılarını etin bütün zevklerini koygun bir vakitte duvarlara fısıldayarak yaşıyoruz

Vardığımız akşamüstleri şimdi herkes içine dışına dönüyor süslü firketelerle ama korkarak birbirimizden ve yığarak evleri yan yana

İşte o vakit bütün kentler insanın boşluğundan yapılmış gibi Sonra bir gün soğuk, kapanmamış bir yaradan kabir gibi evlerden yalnızlık doğuyor yalnızlık et ve kemiği birbirinden ayırıyor gökyüzünün ağzına sığdıramadığımız pencereler iç çekişlerle buğulanıyor bu bir ceza hem inandıklarımızın vebası hem öyle taşa dönmüş uğultularımız

Utançlarımız, kibirli hünerlerimiz, şüphesiz ölçüsüzlüğün bütün halleri ile bitmez insan sevmenin günah bahçeleri bir defa da söz etmeyin öpüşmenin çürümeye benzediğinden çünkü mezarlık ve çerçeveler sabrımıza gıcırtılı bir kapı gibi çöküyor

Not: Resim Hamit Aydın’a ait.