Dün, Bugün, Yarın

Ahmet Örnek

emin değilim
ama galiba en çok on sekizinci yaşımı özlüyorum
hiçbir şeye benzemeyen
aklımın beni mutsuz etmediği
zamanımı

bir ibadete benziyordu her şey
güldüm güldüm ve daha çok güldüm, sonra
toplum çok güldük, başımıza bir iş gelmesin dediği anda
mutsuz bir yetişkine evrildim

bir ağaçtan ödünç aldım toprağını
göçmen bir kuştan kanatlarını
savaştan sağ çıkmış bir attan
yorgunluğunu ödünç aldım
büyümeyi reddetsem de
kırgın bir yetişkine evrildim

yıllar evvel dinlediğim müzikler
kaldırımlarını defalarca tavaf ettiğim
sokaklar caddeler
sevgililiğim, hiçliğim
tekmilinin dahil olduğu hayallerimi düşününce
terkedilmiş bir dine benziyor her şey

kitaplara küstüm bir zaman
insanlar dahil.
sonra kabul etmesem de
yılgın bir yetişkine evrildim

adımın geçtiği şarkıyı başkasından duydum.
adımı sevdim. başkasını bilmiyorum
şehirler dolaştım sonra, dağları yüksek.
günahlara bulaştım, cennetten kovulan
Lilith benim belki
ince ince hepsini düşündüm.

bir şiire bir ömür sığmaz biliyorum.
hem baharındayım her şeyin
üstünden onlarca yıl geçse de
bir şiir borç da sayılmaz onu da
biliyorum.

ama anımsamak güzeldir. binlerce yıl önce
mağaranın birine bırakılan el izi gibi olmasa da
iz bırakmak güzeldir. ve sonra
bir kabustan uyanmışçasına
güzel bir yetişkine evrildim.
güldüm.