Şairlerle kısa kısa: Gökhan Arslan

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

oğlumu kucağıma ilk verdiklerinde, gökyüzünü kardeşim bildim

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

İlkokuldaydım. Yaz tatili üzerine yazdığım bir şiirdi. Orhan Veli’ye çok fazla özenmiştim diye hatırlıyorum. Öğretmenlerim şiiri benim yazdığıma inanmadılar. Sonra bir sabah okula geldiğimde şiiri panoya asılmış buldum. Tam olarak ne hissettiğimi bilmiyorum ama yıllardır o şiiri anımsamaya çalışıyorum. Hiçbir sözcüğü, hiçbir dizesi gelmiyor aklıma. Bazen yazdığım bütün şiirleri o şiire ulaşmak için yazıyormuşum duygusuna kapılırım.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

İlk şiirim 1995 yılında yani ben 16 yaşındayken İzmir’de, sevgili Hasan Hüseyin Yalvaç’ın çıkardığı Minerva dergisinde yayımlandı. Şiirin ismi de “Ann’annem”di. Telefon ya da internet yoktu daha. Konak’ta Dost Kitabevi diye bir kitapçı vardı. Yalvaç’ı ara sıra orada görürdüm. Bu yüzden şiiri bir kâğıda yazdım ve götürüp o kitapçıya bıraktım. Yayımlanacağına dair hiçbir umudum yoktu ama birkaç ay sonra kitapçının sahibi Akın abi elime tutuşturdu dergiyi “Gözün aydın.” diyerek. En net hatırladığım şey çok utandığım. Nedendir bilmiyorum ama suç işlemişim gibi hissetmiştim.

Sadece bir şiiriniz gelecek nesillere kalsa, hangisi olsun isterdiniz?

Her ne kadar bu seçimin yazdığım şiirlere haksızlık olduğunu bilsem de sanırım en çok “Best off” şiirimin kalmasını isterdim.

Hangi şairin size şiir yazmasını isterdiniz?

İlhan Şevket Aykut.

Şiir okumak mı, şiir yazmak mı sizi daha çok heyecanlandırır?

Elbette okumak. Okumanın verdiği heyecanı başka hiçbir şeyde duymuyorum.

Duyduğunuz, okuduğunuz ilk andan itibaren zihninize çakılı kalan bir dize var mı?

Oturur bir güneşle sigaramı yakarım.”

Şiir şairinden bağımsız düşünülebilir mi?

Bence düşünülmesi gerekir. Şiirin şairinden bağımsız olması lazım ama bizde şiirler ve hikâyeler genel anlamda biyografik özelikler ve göndermeler taşıdığı için metinle yazarı birbirinden ayırmak pek mümkün görünmüyor.

İnsanlık tarihinden şiiri çıkarsak geriye ne kalır?

Hiçbir şey değişmez. Şiir olmasaydı, onun yerine başka bir şey olurdu muhakkak. Şiirin bu kadar dokunulmaz ve erişilmez olmasının tek müsebbibi şairler bana kalırsa. Bir terzinin ya da bir duvar ustasının yaptığı işten üstün değil yaptığımız.

Keşke hiç yazmamış olsaydım dediğiniz bir şiiriniz var mı?

Çok var ama hiçbirini yayımlamadığım için gönlüm rahat.

Yüz yıl sonra da okunacak, dediğiniz şairler var mı?

Yüzyıllar önce yaşamış ve yazmış şairleri hâlâ okuduğumuza göre, illaki bu çağdan da şairler kalacaktır ileriye.

Pandemide şiir yanınızda mıydı, size sığınak, mevzi oldu mu, yoksa hiçbir faydası olmadı mı?

Pandemi öncesinde şiir ne kadar yanımdaysa bu süreçte de öyleydi. Kendi adıma olumlu ya da olumsuz anlamda bir değişiklik olmadı. Salgın boyunca hiç ara vermeden çalışmaya devam ettim. Bu da rutinlerimde bir aksaklığa yol açmadı.