çıkmaz sokak

filiz zibek

bizim çıkmaz sokağımızda kimsecikler olmaz
ölümüzü kendi başımıza yıkar, kendi başımıza gömeriz
sabahları ağrıyan dişlerimizle uyanırız
sıktığımız yumruklarımızla
ne bileklerimizi keseriz ne de silahlar dayarız şakağımıza
sözlerin içine gizlediğimiz acı
acıtmasın diye üzeri hep karalanmış durur
çok üzülmenin karşılığı yok ki sözlüklerde
yine de naif anlamlar çıkarır birileri
mahvımızla ters iliklediğimiz düğmelerimizden…

indiremiyorsan, bu dünyanın camını çerçevesini
kaldıramıyorsan, ortadan türünün alçak şiddetini
sağ kalamıyorsun, sağ bırakmıyorlar seni
kötürüm bacaklar veriyorlar sana, hırıltılı ciğerler
beynine tümörler, etine zonalar
bir gecede beyazlayan saçlar, dökülmüş dişler veriyorlar sana.
eğer yine de hırslarını alamamışlarsa senden
kaybediyorlar seni, sanki hiç olmamışsın gibi oluyor
tuhaf bir şey, kardeşlerin büyüyor, saçları ağarıyor, çocukları oluyor
sen, hala gencecik bir fotoğraf olarak kalıyorsun duvarda
annen, acının penceresinde oturup,
bizim çıkmaz sokağımızda top sektiren
umut adlı bir çocuğa bakıyor yıllarca.

Not: Bu şiir şairin Endişe Mahali adlı kitabında yer almaktadır.