Hıdır Işık

Özgün E. Bulut’un “Kedinin Şairi – Totem Yayınları (Eylül 2021)” kitabı geçtiğimiz Eylül ayında ilgilisiyle buluşmuştu. Kedinin Şairi, ‘Çığlık, Gece Yarısı Konuşmaları ve Dertlerimi Kendime Anlatıyorum’ adlı üç bölümden oluşuyor. Özgün E. Bulut okuyucuyu anayurdu Dersim coğrafyasının bilinen simgelerinden ‘dere ve meşe’ ile yankıladığı dizelerle, insanın insana hayal kırıklığı olduğunu imleyerek okuyucuyu karşılıyor.

Özgün Enver Bulut

Daha önce birçok yazımda belirtmiştim. Türkiye Yazıları Dergisi benim için edebi anlamda bir okuldur. Şiiri tanımamda, bilmemde, sadece şiiri değil, edebiyatı izlememde bana kılavuzluk etmiştir. Türkiye Yazıları’nın her sayısında farklı bir yazarın, şairin, çizerin kendi yaşam öykülerini yazdıkları, Kendileri diye bir bölüm vardı ve oldukça ilgiyle okunuyordu bu anlatımları. Hasan İzzettin Dinamo, Tahsin Saraç, Edip Cansever, Mehmed Kemal, Yaşar Kemal, Hasan Hüseyin, Turhan Selçuk gibi dönemin isimlerinin kaleminden, onların yaşam öykülerini öğrenmek ilginçti. Bu isimlerden biri de Gülten Akın’dı.

Yekta M. Çeliker

Nerdeyse basılan her kitap hakkında söylenen bir söz var: Yeni bir soluk getiriyor.
Özellikle yazarların ilk kitabının yayımlanmasıyla yeni bir soluk getirdiği bilgisi tanıtım yazılarında sıklıkla vurgulanır oldu. Bu, şüphesiz altı doldurulmayan bir söz.
Bir şeyin yeni olması, yeni bir soluk, yeni bir söylem getirdiği anlamına gelmez. Yeni soluk getirmek, farklı bir şekilde söylemektir. Yeni soluk denilen kişinin yeni ne getirdiği neredeyse hiçbir zaman belirtilmez. Ya da ben denk gelmedim. Bu yeninin ne olduğu da söylenmediği gibi.

Yekta M. Çeliker


Çeviri hakkında konuşmak, çeviriden daha kolay bir iş midir, emin değilim. Hele Tim Parks’ın “Sahiden, asıl metni bilmiyorsanız çevirinin niteliğine dair (olumlu olumsuz) hiçbir iddialı beyanda bulunmamak daha iyi olur.” sözünü düşününce çevirinin niteliği ve karşılaştırması konusunda insanın eli iyice bağlanıyor.¹

Hicri İzgören

Kimin sözüydü unuttum. Şiirden söz ediyorsanız en başta “Bana göre ya da bence” demeyi unutmamamız gerek diyordu. Gerçekten de öyledir. Çünkü şiir eninde sonunda bir beğeniye dayanır. Ama ‘Beğeni’ dediğimiz büyük ölçüde şiirin olmazsa olmaz ya da şaşmazlarını içermesi gerekir.

Nilüfer Altunkaya

Sennur Sezer’in şiirini dünya görüşünden ayrı düşünmemek gerekiyor. Yalnızca şiirlerinde değil masal ve diğer edebiyat türlerinde yazdıklarıyla da toplumcu gerçekçi çizgiden ayrılmadığını görüyoruz. Bu açıdan baktığımızda onun edebiyat anlayışını kurarken halk edebiyatı ve sözlü edebiyat geleneklerinden beslenirken de bu anlayışa yaslandığını söylemek mümkün.

Ali Duran Topuz

Pulbiber Mahallesi, edebiyat şehrinde yeni bir mahalle; kentsel dönüşümün acımasız çağında görüldüğü yerde üstünden dozerlerle, parayla ve hırsla geçilen şu mahallelerden biri. Kimse yıkamayacak; çünkü ters yönde bir haraketin, yıkıma inatla direnen şiirsel dönüşümün kurduğu bir mahalle. Geçen cumartesi akşamı kaybettiğimiz çok çok kıymetli bir şairimiz tarafından, şiirde kuruldu. Bu şair ve mahalle kısaca anlatılacak bu yazıda.