Walt Whitman – Çeviren: Behice Boran

Aydın yürekle, yaya, açık yola çıkıyorum.

Sağlık bende, hürriyet bende, dünya önümde,

Uzun esmer yol önümde, nereye dilesem oraya götürür.

Bundan böyle talihim açık olsun demiyorum, açık talih artık benim kendimde;

Bundan böyle sızlanmıyorum, işimi yarına bırakmıyorum, bana gereken hiç bir şey yok

Güçlü, hem de halimden hoşnut, açık yolu boyluyorum.

Nilüfer Altunkaya

Sennur Sezer’in şiirini dünya görüşünden ayrı düşünmemek gerekiyor. Yalnızca şiirlerinde değil masal ve diğer edebiyat türlerinde yazdıklarıyla da toplumcu gerçekçi çizgiden ayrılmadığını görüyoruz. Bu açıdan baktığımızda onun edebiyat anlayışını kurarken halk edebiyatı ve sözlü edebiyat geleneklerinden beslenirken de bu anlayışa yaslandığını söylemek mümkün.

Hıdır Işık

Bana göre şiir, kahır ve kederin sözcüklerin büyüsünden damıtılarak ahenk kazanmasıdır. Bu da lirik bir yönelimdir zaten. Şayet bir metinde ahenk varsa, orada lirik olan akış da vardır.Şiirlerimde umutsuz insanların sesiyim. Daha doğrusu şiirlerimde onlara umutsuz olmadıklarını, yan yana yürüdüğümüzü söylüyorum. Bunu yapmazsam, böyle yazmazsam, şiirlerime yansıtmazsam, şairliğimden utanırım.

Ali Duran Topuz

Pulbiber Mahallesi, edebiyat şehrinde yeni bir mahalle; kentsel dönüşümün acımasız çağında görüldüğü yerde üstünden dozerlerle, parayla ve hırsla geçilen şu mahallelerden biri. Kimse yıkamayacak; çünkü ters yönde bir haraketin, yıkıma inatla direnen şiirsel dönüşümün kurduğu bir mahalle. Geçen cumartesi akşamı kaybettiğimiz çok çok kıymetli bir şairimiz tarafından, şiirde kuruldu. Bu şair ve mahalle kısaca anlatılacak bu yazıda.

Gonca Özmen

“Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.”
Didem Madak