Yekta M. Çeliker

Nerdeyse basılan her kitap hakkında söylenen bir söz var: Yeni bir soluk getiriyor.
Özellikle yazarların ilk kitabının yayımlanmasıyla yeni bir soluk getirdiği bilgisi tanıtım yazılarında sıklıkla vurgulanır oldu. Bu, şüphesiz altı doldurulmayan bir söz.
Bir şeyin yeni olması, yeni bir soluk, yeni bir söylem getirdiği anlamına gelmez. Yeni soluk getirmek, farklı bir şekilde söylemektir. Yeni soluk denilen kişinin yeni ne getirdiği neredeyse hiçbir zaman belirtilmez. Ya da ben denk gelmedim. Bu yeninin ne olduğu da söylenmediği gibi.


Deniz Mahabad

Törpüleyerek düzelttiğimiz bu yol küçük adımlarımız ve koca ellerimiz Evlerden yollara çırptığımız hayat bir yüzüne kapanır masumiyet bir yüzünde dağdan ovaya tırnaklayarak kurduğumuz kentler bir uyku halidir budanır rüyalar hem çerçeve tutmaz duvarlar çünkü ölülerimizi çarçabuk unutma telaşımız çünkü kuytularda, karanlıkta alelacele terli tenlerimizle etin bütün acılarını etin bütün zevklerini koygun bir vakitte duvarlara fısıldayarak yaşıyoruz

Tuğba Bozkurt

İçini bir açıyorsun kırmızı
Ne gelir elden
Mavi de olabilirdi sarı da
Ama sen seçemezsin bunu
Bu bir yazgı meselesi
Bu bir doğma, bu bir gelme, bu bir gitme meselesi
Bu sebeple bilemezsin başkasının içini
Kendi kırmızınla savaşırken kuytularda
Belki ıskalarsın derin ve ıssız renkleri